23 Ocak 2017 Pazartesi

KAPADOKYA- iÇ ANADOLU 8. GÜN : KAYSERi


Sabah Ürgüp'te kahvaltımızı yapıp arkadaşlarımızla vedalaşıyoruz. İstikamet Kayseri... Ürgüp- Kayseri arası yaklaşık 65 km rahat bir yol. 

Kısa bir otel araştırmasından sonra Atalay Otel'e yerleşiyoruz. Normal bir şehir oteli... Sadece gece uğrayacağımız için çok beklentimiz yok. İlk gideceğimiz yer Tıp Müzesi...




Gevher Nesibe Tıp Müzesi: Gevher Nesibe Sultan, Selçuklu Hükümdarlarından I. Gıyaseddin Keyhüsrev'in kız kardeşiymiş. Nesibe Sultan, saray baş sipahisine aşık oluyor. Evlenmelerine ağabeyi karşı çıkarak sipahiyi bir savaşa yolluyor. Baş sipahi orada şehit olunca Gevher Nesibe sultan çok hastalanıyor. Kız kardeşinin durumunu öğrenen I. Gıyaseddin Keyhüsrev onu ölüm döşeğinde ziyaret ediyor. Gevher Nesibe, Gıyaseddin Keyhüsrev'den "Ben devasız bir derde düştüm, kurtulmama imkan yok, eğer dilersen benim mal varlığımla benim adıma bir şifahane yaptır. Bu şifahanede bir yandan dertlilere şifa verilirken, bir yandan da çaresi olmayan dertlere çare aransın. Bu şifahane ünlü hekim ve cerrah yetiştirsin. Burada kimseden bir kuruş para alınmasın. Burası benim adıma bir vakıf olsun" diye son bir istekte bulunuyor.


I. Gıyaseddin Keyhüsrev kız kardeşinin hastalığına çok üzülüyor ve son isteğini yerine getiriyor. Anadolu'nun İslam dönemine ait en eski hastahanesi olan bu muhteşem bina şimdi karşımızda bir Tıp Tarihi Müzesi...

Beni bilirsiniz. Müze gezmeye bayılırım.Bugüne kadar böyle teknolojik olarak donanımlı bir müze görmedim. Bu müzeye mutlaka ama mutlaka uğramalısınız. Büyük ekranlarda kronolojik olarak şekillenen haritalar, Vücudunuza göre şekillenen interaktif eski dönem kıyafetleri, siz yürüdükçe yere yansıtılan dalgalanan sular... Eski kitapları bilgisayar o ortamında inceleme imkanı sunuluyor. Emeği geçenlere buradan da kendi adıma teşekkür ediyorum. Çok zevk alarak gezdim.



Kayseri Kalesi: Sonraki durağımız Kayseri Kalesi ve ne yazık ki restorasyondaymış. Dışarıdan resmini çekerek Kayseri turumuza devam ediyoruz.


Hunat Hatun Kültür ve Sanat Evi: Burası Selçuklu hükümdarı 1. Alaaddin Keykubat'ın eşi Hunat Hatun için yaptırılmış. Klasik Selçuklu mimarisinin tüm özelliklerini taşıyor.


Atatürk Evi: Atatürk bu evde 2 gün kalmış. 


Güpgüpoğlu Konağı: Bu konak etnografya müzesi olarak kullanılıyor. Ben oldukça beğendim burayı. Her etnografya müzesinde olduğu gibi burada da Türk örf ve adetleri sergileniyordu. Buranın diğerlerinden farkı üst katında bir Türk çadırı bulunması...



Kayseri'de Ne Yenir???



Kayseri deyince sizi bilmem ama benim aklıma gelen ilk şey mantı tabii ki. Ancak bu mantı benim sevdiğim cinsten değil ne yazık ki. Burdaki mantı biraz sulu yemek gibi salçalı ve bol sulu. Bana çok fazla hitap etmedi açıkçası. Mantıyı pas geçecekler için Cıvıklı yemek öneriliyor. Bir çeşit pide olan bu yemek sadece Develi ilçesinde meşhurmuş. Giderseniz benim için de deneyin. Ben Kaşık-la restoranda yedim mantıyı. Buyrun bu da resmi.

Mantıdan sonra teleferikle Erciyes Dağına çıkmayı planlıyoruz.



Erciyes Dağı: Erciyes dağı, 20 milyon yıl önce etrafı denizlerle kaplı olan bir yermiş. Şimdi bunu hayal etmek oldukça güç.


Çok güzel bir tesis yapmışlar. Yukarıya çıkmak için teleferik var. ve ben teleferiklere bayılırım. Biz yazın gittiğimiz için tabii ki kar göremiyoruz. Kışın ne güzel olur buralar.


Kayseri'den ne alınır??

Kayseri'den hediye alacaksanız bu tabii ki sucuk ve pastırma olur. İmamoğlu yada Şanler en iyi yerlermiş.