23 Ekim 2016 Pazar

KAPADOKYA- iÇ ANADOLU 5. GÜN : UÇHiSAR - GöREME


Sabah erkenden otelden çıkıyoruz ve artık gerçekten Kapadokya gezisi başlıyor. Burada konaklayacaksanız Ürgüp, Göreme ve Avanos üçlüsünden birini seçmek zorundasınız. Ve biz kesinlikle Göreme'yi tavsiye ediyoruz. Göreme'deki oteller hem konsept olarak Kapadokya ruhuna daha uygun hem de haritaya bakarsanız Göreme'nin tam bölgenin ortasında olduğunu görürsünüz. Bölgeye Uçhisar'dan giriyoruz.




SALKIM TEPESİ PANAROMA: Uçhisar'a girmeden önce Güvercinlik Vadisi'ni ve Uçhisar Kalesi'ni tepeden panaromik olarak gören Salkım Tepesi tabelası çıkıyor karşımıza. Buraya mutlaka uğrayın. Mükemmel bir manzarası var. Bölgedeki en güzel kareleri buradan yakalayabilirsiniz. Buradaki ağaçlardan biri çömleklerle, diğeri nazar boncuklarıyla süslenmiş. 



GÜVERCİNLİK VADİSİ: Salkım Tepesi'nden Güvercinlik Vadisi'ne inilebiliyor. Sıkı bir yürüyüşle de Göreme'ye varılabiliyor. Benzer yerleri de gezeceğimiz için ben vadiye inmedim. Ama eşim indi. Ben de arabayla Göreme'de onu bekledim. Vadi içerisinde peri bacaları yok ancak değişik oluşumlar var.





Güvercinlik Vadisi'ne Uçhisar Kalesi çok yakın ama biz orayı gün batımında görmek istediğimiz için şimdilik pas geçiyoruz.

Göreme'ye vardığımızda ilk işimiz otel ayarlamak oluyor. Otellerle görüşerek anlaşmak mümkün değil. Fiyatlar oldukça yüksek. Bence hiç muhatap olmamakta fayda var. Direkt olarak Booking.com'a yönelin. Oda yok dedikleri oteller kendilerinin söyledikleri fiyatlardan çok daha uyguna booking sayesinde tutulabiliyor. Biz Otel Cave Saksağan'da 2 gece kaldık.  Otel tam Göreme merkezde, bir peri bacasıydı. Oldukça güzel bir terası var. Ayrıca sabah balonları bu terastan izleyebiliyorsunuz. Kendi kendime bana bu otel nereden tanıdık geliyor diye düşünüyordum. Hayır daha önce buralara hiç gelmedim. Sonra buldum. Kaldığımız otel Asmalık Konak'taki Piraye'nin oteliydi. Hatta Seymen'le Bahar'ın büyük kavgaları olmuştu burada :) Fil hafızam kalp ben :)

GÖREME
60 milyon yıl önce Hasandağı ve Erciyes'in volkanik püskürtmelerinin sebep olduğu yumuşak yapının zamanla rüzgar hava ve su ile bükülmesi ile oluşan peri bacalarının en güzel örneklerinin bulunduğu bölge burası.

Göreme’nin vazgeçilmezi tabi ki balonlarrr :) Balonda nereye gideceğiniz tamamen rüzgara bağlı, nereye eserse o tarafa gidiyorsunuz. Balon fiyatları bizin gezdiğimiz tarihlerde 100 euro'ydu. Araya bölgenin yerlilerini sokmamıza rağmen yüksek sezonda olduğumuzdan sanırım fiyatları hiç düşüremedik. ve balonlara binemedik. 

Balona binememek kalkışlarını izlememize engel olamadı tabii. Otelden kalkış saatini öğrenerek sabah ayazında terasa tünedik ve çok güzel kareler çektik. siz de mutlaka binemeseniz de sabah erken kalkıp balonları izleyin. 

EL NAZAR KİLİSESİ: Bu kilise bir peribacası içine oyulmuş. Unesco kültür mirasına alınmış.  İçinde Hz. İsa’nın çocukluğu, gençliği ve mucizeleri resmedilmiş. İçinde resim çekmek yasak. Dışarıdan çekilenlerle yetinmek zorunda kalıyoruz. ( 08:00- 19:00 ) Her gün açık. 



El Nazar Kilisesi'nden sonra hemen Göreme'nin bir numarası olan Açık Hava Müzesi'ne doğru yola çıkıyoruz.

GÖREME AÇIK HAVA MÜZESİ: 

Bu bölge Kayseri Piskoposu Aziz Basil tarafından 4. yüzyılda bir dini eğitim ve düşünce merkezi olarak kurdurulmuş. Hristiyanlık düşüncesine bir çok yenilik getiren Aziz Basil'in fikirleri ilk olarak burada öğretilmeye başlanmış. Bölgedeki manastır hayatı 1000 yıl kadar sürmüş. Müzeye girişten sonra sol taraftan gezi rotası belirlenmiş. Her bir yerin kapısında detaylı bilgileri anlatan tabelalar var. Girişte müze kart geçerli. Buraya sabah erken saatlerde gelinmeli ki rahat gezilebilsin. 
08:00 – 19:00 arası her gün açık… İçindeki kiliselerin önemli yanlarını yazıyorum.



Rahibeler Ve Rahipler Manastırı: Açık hava müzesine girdiğinizde hemen sol tarafta bulunan 6-7 katlı kaya kütlesi rahibeler ve rahipler manastırı olarak biliniyor. İlk 2 katı gezilebiliyor.

Aziz Basil Şapeli:  Şapeller genellikle belli bir kişi için inşa edilirmiş, burası da Aziz Basil için yapılmış. Kendi mezarı da bu binada bulunuyormuş. İçeride resim çekmek yasak.

Barbara Kilisesi: Bu kilisenin ismi babası tarafından Hristiyanlıktan etkilenmemesi için hapis tutulan Mısırlı bir azizenin adından geliyormuş. Bütün engellemelere rağmen Hristiyan olan Barbara sonunda babası tarafından işkence edilerek öldürülmüş.

Elmalı Kilise: Kiliseye bir tünelden geçilerek ulaşabiliyoruz. Kilisenin ismindeki elmanın resmedilen melek Mikail’in elindeki elmadan veya civardaki çok büyük bir elma ağacından geldiği sanılıyormuş.

Yılanlı Kilise: Duvardaki yeşil ejderha figürü yılana benzetildiği için yılanlı kilise olarak adlandırılmış. Yılanlı kilisenin en ilginç süslemelerinden birisi giriş kapısının üzerinde bulunan ve bir dama tahtasını andıran süsleme. Hz. İsa çarmıha gerildiğinde Romalı askerler Hz. İsa'nın mallarını paylaşmak istemişler. Kareler çizerek eşyaları karelerin üzerine koymuşlar. Sırası gelen asker karelere taş fırlatarak taştaki karenin üzerindeki eşyayı almış.

Burada en çok ilgiyi gören resim Onouphrios'un duvar resmi. Onoouhrios hafif meşrep bir kadınmış. Erkeklerin kendisini çok fazla rahatsız etmesinden bıkmış ve Tanrı'ya beni bu dertten kurtar diye yalvarmış. Duası kabul olunca yüzünde sakal çıkmış. Bedeni kadın ama suratındaki sakal ve yüzüyle erkek olarak hayatına devam etmiş. Bu resim oldukça ilgi çekmekte.

Vee geliyoruz en en en güzel kiliseye...

Karanlık Kilise: Burası diğerlerinden çok çok farklı çünkü hem üst bölümlerde bulunuyor hem de güvercinlik olarak kullanılmış olduğu için güvercin pislikleri fresklerin üzerini örtüyor. İnsan tahribatından korunmuş. Kilise ışık almadığı için freskleri boyamak için kullanılan boyaların renkleri de tüm canlılığını korumuş. Göreme Açık Hava Müzesi'ne Müze Kart ile girmiş olsanız bile Karanlık Kiliseyi gezmek için ayrıca kişi başı 10 tl ücret alınıyor.  Mutlaka para verin çünkü gözlerinize inanamıyorsunuz. Ne yazık ki içinde resim çekmek yasak. Aşağıdaki resmi googledan aldım.



Artık gün batmaya yakın. Biz de bunu değerlendirmeliyiz. akşam üzeri Uçhisar Kalesi'nde gün batımındaysa Kızılçukur Vadisi'nde olmak hedefimiz. Uçhisar Kalesi'ne geldiğinizde Uçhisar kasabası da gezilmelisiniz. Uzaktan Mardin'i andıran bir yapısı var. Biz burada bir cafede oturup gözleme yiyoruz. Zaten Kapadokya'da kaç kez gözleme yedik unuttum :) 


UÇHİSAR KALESİ
Kapadokya'da bulunan iki kaleden biri. Diğeri Ortahisar kalesi. Uçhisar Kalesi dev bir peri bacası. Buraya mutlaka akşamüzeri gelin. Ancak müzenin kapanış saatine de dikkat edin. Kalenin tepesinden bakıldığında güzel havalarda Erciyes Dağı görülüyormuş.



Kale girişinde Müze Kart geçmiyor, belediyeye bağlı olduğu için 6 TL vererek gezebiliyorsunuz.
Uçhisar Kalesi popüler olmasına rağmen benim gönlüm yine de Ortahisar Kalesi'nden yana.

Kaleden manzara

Artık güneş yavaş yavaş batmaya yaklaşıyor biz de arabamızı Kızılçukur Vadisi'ne doğru sürüyoruz.


KIZILÇUKUR VADİSİ: Kızıl vadi gün batımını izlemek için belki de Kapadokya'daki en güzel yer. Buraya Kızıl Vadi denmesinin sebebi kayaların ve toprakların kızıla çalan bir renkte olması. Üzerine bir de gün batımı kızıllığı eklenince manzara şahane oluyor. Herkes buraya kamp sandalyeleri ve içecekleriyle gelmiş. Gün batımı yaklaştıkça da kalabalıklaşıyor en güzel noktaları kapma yarışı başlıyor. Giriş iki kişi 4 lira.







Buralar gündüzleri inanılmaz sıcak gece ise tam anlamıyla buz gibi oluyor. Bugün oldukça yoruluyoruz ve otelimize dönüyoruz.  Saatimizi kuruyorum çünkü sabah 5'te balonları izlemem lazım :)