18 Ekim 2014 Cumartesi

KARADENiZ GEZiSi 16. GÜN : AMASYA


 
Erzurum sonrası akşam eşimin arkadaşına Suşehri'ne gitmiştik. Suşehri'nden 230 km sonra Amasya... Rahat bir şekilde geldik. Amasya'nın bilinen ilk adı "Amaseia 'ymış. Bu isim dünyanın ilk coğrafyacısı Strabon tarafından verilmiş.  Amasya, 7 bin yılın üzerindeki eski tarihi boyunca krallık başkentliği yapmış, bilim adamları, sanatkarlar, şairler yetiştirmiş, şehzadelerin eğitim gördüğü bir belde olmuş. Harşena Dağı eteklerinde, içinden Yeşilırmak geçen şirin mi şirin bir ilimiz. Yeşilırmak taaa Sivas’tan doğuyor ve Amasya’nın içinden geçerek Çarşamba’dan Karadeniz’e dökülüyor. Barış Manço’nun "dağlar dağlar'ı Amasya'da askerlik yaparken bu şehri çevreleyen dağlara hitaben yazdığı rivayet edilir. Ayrıca ''Kara Tren'' bir Amasya türküsüdür.

Amasya yürüyerek çok kolay gezilecek bir şehir. Önce polis evine yerleşiyoruz. Sonra ver elini şehri keşfetmece... 

Önce Amasya Müzesi'ne gidiyoruz.


     Müzenin en ilginç yanı 14. yüzyıldan kalan ve bu müzede sergilenen mumyalar... Bu mumyaları diğerlerinden ayıran en önemli özelliklerinden biri de ölülerin iç organlarıyla beraber mumyalanmış olması...



Adres: Atatürk Cad. tel: (358) 218 45 13   Pazartesi kapalı   08:00-12:00 13:00-16.45 arası açık

Müzeden çıkıp şehir merkezine doğru yürüdüğünüzde 2. Beyazıd Külliyesine ve Maket Amasya Müzesine ulaşıyorsunuz.

2. Beyazıd Külliyesi ve Maket Amasya: Geliyoruz benim bu gezide en çok etkilendiğim camii'ye. Daha önce de yazmıştım vav harfi en sevdiğim arap harfi. Nasıl da güzel işlenmiş.



Maket Müze ise II. Bayezid Külliyesi’nin bir bölümünü oluşturan İmarethane binasında. Bu salona, Amasya’nın neredeyse yüz yıl önceki hali 1/150 ölçeğinde küçültülerek yeniden inşa edilmiş.1914 yılında çekilmiş bir fotoğraftan yararlanılarak yapılan maket şehir geceyi ve gündüzü yaşatıyor. Gece olduğunda ortam kararıyor evlerin ışıkları yanıyor. Tavanda yıldızlar...


Amasya'dan geçen kara tren

Şehzadeler Müzesi: Amasya Şehzadeler Müzesi, Yalıboyu evleri olarak isimlendirilen 67 tescilli konaktan birisiymiş. Amasya Valiliği tarafından 2008 tarihinde ziyarete açılmış. Müze Yeşilırmak Nehri kıyısında iki katlı ahşap bina. Alt katta Amasya'da valilik yapan fakat sultan olamayan şehzadelerin bal mumu heykelleri, üst katta ise Amasya'da valilik yapıp, sonra Osmanlı Devleti'nde sultan olan padişahların bal mumu heykelleri var. Şehzadelik dönemlerini Amasya’da geçirdikten sonra Osmanlı Tahtı’na oturmuş sultanlar: Yıldırım Bayezid, Çelebi Mehmet, II. Murat, Fatih Sultan Mehmet, II. Bayezid,Yavuz Sultan Selim ve III. Murat’tır. 



Peki Kanuni'nin oğlu şehzade Mustafa'dan bahsetmezsek olur mu? Kendisinin de bir heykeli var burada. Ve Amasya'da aşırı derecede sevilen bir şehzadeymiş kendisi. Öldüğünde bir çok mersiye bırakmış ardında. Mersiyelerin bir bölümü Amasya Müzesi'ndeymiş.

Müzede görevli olan bayana Muhteşem Yüzyıl dizisinin bu müzeye nasıl yansıdığını soruyoruz. Dizi Amasya turlarında patlamaya sebep olmuş. Amasya'ya yolu düşen çoğu kişi Şehzadeler Müzesi'nde  Şehzade Mustafa'yı ziyaret ediyormuş. Fakaaattt geldiklerinde Kanuni ve Hürrem'e demedikleri lafı bırakmıyorlarmış. Müze görevlileri Kanuni hakkındaki bu olumsuz düşünceleri doğru bulmuyor. Ama gel de teyzelere anlat bunu diyorlar. Teyzeler gelip gözyaşı döküyorlarmış burada genç yaşta ölen şehzade için...

Şaka bir yana nasıl kıydın Kanuni bu oğlana nasıl :) Evet diziyi ben de izledim. Evet ben de Şehzade Mustafa'nın tarafındaydım :) Kendimde de Erol Taş'ı şemsiyeyle kovalayan teyze potansiyeli gördüm mü ? Ne yazık ki gördüm...


Şehzadeler Müzesinden çıkınca Hazeranlar Konağına doğru gidiyoruz.


HAZERANLAR KONAĞI: Hazeranlar Konağı tipik bir etnoğrafya müzesi. Konak Amasya Mutasarrıfı ( yöneticisi ) Ziya Paşa'nın defterdarı Hasan Talat Efendi tarafından yaptırılmış. İsmi; burada uzun yıllar Hazeran hanımın yaşamasından dolayı, "HAZERANLAR" adını almış.

Adres:İçerişehir Mah.  tel: 0358 218 40 18    Pazartesi kapalı. 08:00-12:00 13:00-16.45 arası açık





SAAT KULESİ : Hükümet Konağı’nın hemen yanında, köprünün kuzey başında bulunan Saat Kulesi’nin Amasyalılar için ayrı bir anlamı vardır.

Anadolu’nun işgali sırasında Merzifon’a yerleşen İngiliz birlikleri Amasya’da karışıklıklar çıkartmak ve halkı tahrik etmek için bir takım kışkırtma eylemlerine girerler. Bir grup İngiliz askeri, Saat Kulesi'nin kapısını kırarak içeri girer ve kulenin tepesinden Türk Bayrağını indirip, İngiliz bayrağını çekerler. Bu olay Amasya’da büyük bir tepkiye yol açar. Meydana toplanan kalabalık tam isyanın eşiğindeyken şehrin ileri gelenlerinden meydana yetişerek halkı sakinleştirirler. Şehir halkı, Amasya’da kargaşa çıkarmak isteyen İngilizlerin bu oyununa gelmekten kurtulmuştur ama hepsi çok üzüntülüdür. Aniden bir fırtına kopar. Kısa süren bu fırtına, Saat Kulesi'nin tepesinde dalgalanan İngiliz bayrağını paramparça ederek Yeşilırmak üzerine savurup atar. Gördükleri bu inanılmaz olay karşısında korkan İngiliz askerleri geri çekilerek Hükümet Konağı'na zorlukla sığınırlar. Halk ise kuleden indirilen Türk Bayrağı'nı besmele ile tekrar yerine çeker.


Saat kulesinin biraz ilerisinde Sabuncuoğlu Şerefeddin Tıp Müzesi eski adıyla Bimarhane çıkıyor karşımıza.

BİMARHANE: Eskiden İslam ülkelerinde akıl hastalarını tedavi etmek için yapılan yapıya Bimarhane denir. Bir nevi akıl hastanesidir. İçeride hastalıkların tedavisinde kullanılan araçlardan tutun da burçlara göre makamlara kadar her şey var.




Vee gün batmaya başlıyor. Artık Kaya Mezarlarına çıkabiliriz. Sıcakta Kaya Mezarlarına çıkmayın derim. Ayrıca ayağınızda rahat ayakkabılar olsun. Kayalar oldukça kaygan.

KRAL KAYA MEZARLARI: Pontus Krallarına ait Kral Kaya Mezarları, Harşena Dağı’nın güney eteklerine, kalker kayalara oyularak yapılmış.

Üçlü kral mezarı birbirine çok yakın oyulmuştur. En solda yer alan mezar, ortadaki mezar sahibini gölgede bırakmak amacıyla ön plana çıkarılmıştır. Mağaraların etrafı geniş biçimde boş bırakılmış, bunun nedeni ise, bazı mezarların tavaf edilmesi, bazılarının da, kayalardan sızan suların hava ile temas ederek, mezar odasının korunmasının sağlanmasıymış.

Kral Kaya Mezarları bazı dönemlerde hapishane ve cezalandırma mekanı olarak da kullanılmışlar. Örneğin VI. Mithridates, kendisi ile yapılan barış görüşmelerinde zorluk çıkaran Romalı elçileri, Demiryolu geçidinin hemen üzerinde yer alan mezara hapsetmiş. Amasya’yı fetheden Danişmend Gazi, mezarların içindeki Pontus devrinden kalma gömüleri kaldırtmış. Yine o dönemde, Hıristiyan keşişler bu mağaralarda inzivaya çekilmişler.

Kral Kaya Mezarları: İçerişehir Mah.Tel: 0358 2189634   Pazartesi hariç 09:00-12:00 13:00-18:30 açık


Artık güneş batmaya başlıyor yavaş yavaş... Acıktık :) Peki Amasya'da ne yenir? Öğle yemeği için Amesia Mutfağı, akşam yemeği için Ali Kaya Restaurant tavsiye ediliyor.Öğlen tok gelmiştik. Akşam yemeği için Ali Kaya'ya gidiyoruz. Amasya'ya tepeden bakıyor, manzara açısından oldukça cezbedici bir yer.  En ünlü yemeği Tokat kebabıymış. Biz daha hafif şeyler söylüyoruz. Buyrun Ali Kaya'dan Amasya manzarası...




Yemekten sonra hava iyice kararıyor Amasya Kalesi'ni ve Aşıklar Müzesi'ni yarın göreceğiz. Eğer Amasya'daysanız gündüzünün güzel ama gecesinin daha da güzel olduğunu göreceksiniz. Mutlaka Yeşilırmak kenarında canlı müzik dinleyip, nargile için :)


Yorgun geçen günün ardından hemen uyuyoruz. Yarın Amasya'da göremediğimiz bir iki yeri gezdikten sonra istikamet İzmir. Yol uzun. Gezi bitiyor :(

Sabah kahvaltıdan sonra vakit kaybetmeden Amasya Kalesine çıkıyoruz. Amasya'yı bu kez ennnn tepeden göreceğiz.

Amasya Kalesi: Kale Harşena Dağı adı verilen dik kayalıklar üzerinde. Tarihi öneme de sahip. Timur'dan kaçan Osmanlı Şehzadesi I. Mehmet Çelebi, bu kaleye sığınmış. Kalenin "Belkıs", "Saray", "Maydonos" ve "Meydan" adlarında dört kapısı, kale içinde "Cilanbolu" adlı bir su kuyusu, sarnıcı ve zindanları bulunuyor. Amasya Kalesi'nden tüm Amasya görünüyor.


Aşıklar Müzesi: Amasya dendiğinde elmadan sonra akla gelen şey Ferhat ile Şirin efsanesi olsa gerek. Ferhat Şirin’e sevdalı yiğit bir delikanlı. Ferhat Amasya Sultanı Mehmene Banu’ya kız kardeşi Şirin için dünürcü gönderir. Sultan; Şirin’i vermek istemediği için olmayacak bir iş ister. “Şehre suyu getir, Şirin’i vereyim” der; fakat su, Şahin kayası denen uzak mı uzak bir yerdedir. Farhat başlar kayalara vurmaya. Kayalar yarılır, yol verir suya. Mehmene Banu, bakar ki kız kardeşi elden gidecek, sinsice planlar kurarak bir cadı bulur, yollar Ferhat’a. “Ne vurursan kayalara böyle hırsla, Şirin’in öldü. Bak sana helvasını getirdim” der. Ferhat bu sözlerle beyninden vurulmuşa döner. “Şirin yoksa, dünyada yaşamak bana haramdır”der. Elindeki külüngü fırlatır havaya, külüng gelir başının üzerine bütün ağırlığıyla oturur. Ferhat’ın öldüğünü duyan Şirin, koşar kayalıklara bakar ki Ferhat cansız yatıyor. Atar kendini kayalıklardan aşağıya. Su gelmiştir, akar bütün coşkusuyla, ama iki seven genç yoktur artık bu dünyada. İkisini de gömerler yan yana. Her mevsim iki mezarda da birer gül bitermiş, sevenlerin anısına, ama iki mezar arasında bir de karaçalı çıkarmış. İki sevgiliyi, iki gülü ayırmak için.

Müze tam olarak açılmamıştı halka. İçine giremedik. Bahçesini gezdik.



Veeee 16 günlük Karadeniz gezimiz Amasya ile son buluyor.
Biz Karadeniz'i çok sevdik.

Mutlaka görün... Bir an önce... Çünkü eskisi gibi kalmayabilir...