KARADENiZ GEZiSi 13. GÜN : BATUM

BATUM GEZİ REHBERİ





Sabah erkenden kalkıp Ayder'e veda ediyoruz. Arhavi'deki Mençuna Şelalesi ve Çifteköprüleri görüp Sarp Sınır Kapısı'ndan Batum'a geçmek. O gece çok yağmur yağmış ve yollar parçalanmış. Bir noktaya kadar gidebildik devamı arabayla gidilecek cinsten değildi. Biz de sahil yolunu geri dönerek Hopa'nın yolunu tuttuk.

Hopa'da yapacağınız ilk iş bir otele eşyalarınızı bırakmak. Biz valizlerimizden kurtulduk çünkü gümrük kapısında aldığımız çayları ve Safranbolu evlerimizin açıklamasını yapmak istemiyorduk. Hopa Terzioğlu Otel 2 kişi 80 lira sabah kahvaltısı da dahil... Kaldığımız en iyi, en ilgili otellerden biriydi. Kesinlikle tavsiye ediyoruz.

Batum'un tekin bir yer olmadığını duyduk. Sıvadık kolları başladık araştırmaya. Hiç de öyle tehlikeli bir yer değilmiş. Batum'a dair herşeyi bu yazıda bulabilirsiniz.

* Bize söylenen en önemli şey Sarp Sınır kapısına erken gidin dedikleriydi. Biz erken gitmedik ve tam 3 saat kapıda bekledik ! İnanılmaz kalabalık. Bütün Karadeniz sınırda benzin almaya gelmiş. Kesinlikle benzini bizim taraftan almak gibi bir hata yapmayın.
2013 benzin ve gaz fiyatları söyle:

Gaz: 1.65 lari    Benzin: 2.10 lari      1 lari: 1.2 tl

* Giriş 15 tl. Kimlik,ruhsat ve ehliyet yanınızda olsun. Arabanın sizin üzerinize kayıtlı olması gerekir, yoksa kesinlikle arabanızı sokamazsınız. Biz iki kişi 30 lira ile girdik. Araba ve sahibi sadece 15 tl veriyor, sahibi ekstradan para vermiyor.

* Sarp Sınır Kapısı hantal bir yapıya sahip… Buranın kısa zamanda modern bir yapıya kavuşturulması önemli. Gürcistan tarafı çok daha modern.

* Her şeyin sonuna " i " koyunca, Gürcüce oluyor. Sarpi, Batumi; Çoruhi bunlara bir örnek. Mikroklima özelliği ile, Akdeniz iklimini kuzeyde yaşatan en güzel Karadeniz şehri.
Kahve, Manolya, Akordeon kentin sembolü… İklim bu kadar güzel, Batum bu kadar düzlük olmasa zaten bizim olurdu diye düşünüyorum. Malum dağlık yerler bizde, düzlükler onlarda...

* Madloba ise teşekkür ederim demek. Arada bir kullanabilirsiniz :) Malum Türkleri pek sevmiyorlar. Batum'a sadece kadın ve kumar için geldiklerini düşünüyorlarmış.

* Trafik kurallarına dikkat edin. Gürcü polisi Türklere pek acımıyor. Emniyet kemeriniz takılı olsun. Gürcü sürücülerine de dikkat edin. Hiç bir trafik kuralına uymuyorlar.

* Şehir içinde paranızı bozdurun. Biz bir gün için 150 lari aldık.

BATUM'DA DİL: Batum'da esnaf genellikle Türkçe biliyor. Muhakkak anlaşıyorsunuz bir şekilde. Ama İngilizce yok denecek kadar az. Hatta yok :) Restaurantta çayı tea diye söylesek bile yüzümüze bakakaldıkları oluyordu. Tabii ki her durumda tarzanca devreye giriyor. :) Tarzanca ile çoook rahat anlaşabilirsiniz. Yeter ki çekinmeyin.

Bir de diyelim bir kiliseyi ya da tarihi bir camiyi sokaklarda bulamadınız. Küçük resimlerini Batum'a gelmeden bir world dosyasına kopyalayın. Minik resimleri gösterdiğinizde açılmayacak kapı, tarif edilmeyecek yer yok. Yemekler için de aynısını uygulayabilirsiniz. Ben çoğu şeyi böyle hallettim.

GÖNYE KALESİ ( GONİO – APSAROS KALESİ):  Kale Batum’un 15 kilometre güneyinde, Çoruh Nehri ağzında bulunuyor. Kaleye Batum'a geç girdiğimiz için giremedik :(
Kaleden sonra, yolun devamında şehir merkezine çıkacaksınız. Karadeniz gezimizde yeteri kadar güzel kale de gördük zaten. Gonio Kalesi de çok çok cazip gelmedi dışarıdan. ( Kedi ?? Et ?? Mundar ?? ) :)

BATUMDA NE NEREDE?



Batum'da bir çok meydan var. İki tanesi en önemlisi. Biri saatli kule ve Venedik'teki San Marco meydanına benzeyen aynı zamanda şehrin etkinlik meydanı olan Piazza meydanı. Bu meydanda saksafon çalınıyor. İnsanlar müzik eşliğinde çay, kahve içiyor. Türkiye'de alışılmamış bir durum.






Bir diğer ünlü meydan ise elinde altın postu tutan Medea Heykeli'nin bulunduğu Medya Meydanı. Medya Meydanında Argonot’ların Altın Post efsanesini anlatan bir sütuna var. Yason, Yunanistan'dan çıkıp Batum'a geliyor. Altın post, kralın kızının elinde. Yason esir düşüyor. Ne var ki, kralın kızı Yason'a aşık oluyor. ( Klasik hikayeler :P ) Altın postu da alarak Yunanistan'a kaçıyorlar. Altın posta sahip olan Dünya'ya hükmedermiş. Bu altın postlu koç efsanesine günümüzde de bayağı inanan varmış. Amerika ve Rusya’nın , altın postlu koçu elde ederek, dünya egemenliğini ele geçirme düşünceleri sonucu, Gürcistan’ a yardım yaptıklarını düşünüyorlarmış.


Bu meydanın yakınında tiyatro binası ve Poseidon heykeli de bulunuyor.



Radisson'un ( Bu otel mutlaka gözünüze çarpacak ) hemen önündeki park içinde Alphabet Tower, Dönme Dolap, Ali-Nino Heykeli var. 

Heykeltıraş Tamara Kvesitadze'nin eseri olan Azeri genç Ali ve Gürcü kızı Nino arasındaki aşkı anlatan heykel çok güzel. Metalden yapılmış 7 metre yüksekliğindeki heykel hareket ederek 10 dakikada bir birbirleri ile iç içe geçiyor. Gündüz değil gece çekmişim heykelin resmini.




Ali ve Nino'nun yanında denizin hemen dibindeki dönme dolaba mutlaka binin. Üç lariye müthiş bir şehir manzarası sunuyor.



Dönme dolap'tan Batum sahili... Bizim Karadeniz otobanı sahillerimizi mahvederken  Batumlular sahillerini kendilerine saklamışlar. Deniz kenarına yürüyüş, bisiklet yolları yapmışlar. Deniz ve halk birbirinden koparılmamış. Bizden çok daha fakirler evet, yolları çok kötü... Ama şehirlerini bizlerden daha çok seviyorlar.

Batum Belediye Başkanı bir ilde ne güzelse benzerini de Batum'da görmek istiyormuş. sahideki parkta bakın neye rastlıyoruz :)


Batum'da da İzmir'imi bulurum :))))))

Dönme dolabın hemen ilerisinde Alfabe kulesi var ; Gürcistan dünyada kendi yarattığı alfabeyi kullanan tek ülkeymiş. Alfabeleri için bir de kule yapmışlar.


Batum'da bir de cami var. Orta Camii... Batum’un sembollerinden biri olan bu cami iki laz kardeş tarafından yapılmış.Hemen arkasında da Türk Sokağı varmış.


Şehrin merkezinde bir katedral bir de kilise turistler tarafından popüler durumda. Ama resimlerini çektiğinizde size ters ters bakan Gürcüler de mevcut :)



Bakire Meryem Katedrali ara sokaklarda bir yerlerde. Gürcülere minik resmini gösterip tarif aldık. Sağolsunlar yardımcı oldular. Tarzanca ortak dillimiz ne de olsa :)

St. Nikolas kilisesi ise sahile çok yakın. Piazza Meydanı ile aynı sokakta.


Bu şehirdeki en ilginç binalarından bir tanesi de Kamu Hizmetleri binası.  Alttaki yapı kağıdı, üstteki ise kalemi temsil ediyor. İnsanın devlet dairesinde işi olası gelir galiba Batum'da. 


          
BATUM'DA NEREDE NE YENİR?

Batum'a günübirlik geldiğimiz ve saat 2 gibi sınır kapısından geçtiğimiz için elimde olan iki restauranttan birini seçmem gerekiyor akşam yemeği için. Biri milli gurmemiz Vedat Milor'un ziyaret ettiği minik bir kaleyi andıran Megrul Lazuri, diğeri Foursquare bir numara olan Shemoikhede Genastvale...

Ve ben Megrul Lazuri'yi seçiyorum. Gonio Kalesi'ni görememiş olmak bunda etkili midir bilmem :) Mimari sevgimi nerelere atsammm :)  Megrul Lazuri eski bir gürcü evi. Minyatür bir kaleyi andırıyor. Çok memnun kalıyoruz.

MEGRUL LAZURİ

Megrul Lazuri Tiflis yolunda. Gördüğümüz kadarıyla Batum'un kaymak tabakası burada takılıyor. Gürcü halk dansı ekibi mi ararsınız artık, bahçede votka damıtma aleti mi, düğüne gider gibi giyinmiş insan mı? Bir an altımda kot olduğu için eziklenmedim değil :) Sanırım o akşam orada çok önemli bir davet vardı ya da günlük halleri böyle.

Bu restaurat bayağı tuzludur diye düşünüyorduk ki menü geldi elimize... Umduğumuz gibi çıkmadı :) Gerçekten de ucuz. Gürcistan'ın en iyi mekanında İstanbul'un yarı fiyatına yemek yiyebilirsiniz.

Ana yemek olarak iki şaşlık kebabı söylüyoruz. Yanına salata. Domuz etine dair bir şey kesinlikle yememek istediğimizi de belirterek. Dana eti diye onaylıyor garson. Gürcüler eti sossuz getiriyorlarmış. Dilerseniz sos söyleyebiliyorsunuz.


Batum'la ilgili bloglarda alttaki cevizli patlıcanı çok beğendiğini söylüyordu herkes. Görüntü olarak da gerçekten merak uyandırıcı. Ama üzerindeki sosla birlikte ağır bir seçenek. Çok beğenmedik. Ama yemesem çok merak ederdim.


gelelim meşhur Gürcü pidesi haçapuriye. Haçapurinin bir çok çeşidi var en ünlüsü acarian haçapuri. Yani kayık şeklinde üzerinde bir yumurta kırılmış olan. Ama biz yumurtalı istemediğimiz için Megrelian Haçapuri söyledik. Gerçekten yok böyle bir lezzet. Masanın gözdesi haçapuri oldu diyebilirim. Sadece haçapuri yemek için bile Batum'a gidilir.


Veee yine bir hata Hinkal(Khinkali) yani Gürcü mantısını söylemeyi unuttuk :( Sakın siz unutmayın.
Bu gördükleriniz artı su ve içecekler 55 lari tuttu.

Batum bize çok yakın olmasına rağmen yerel saat olarak iki saat ileride. Saat gece 10 oluyor bize göre, gürcülere göre 12... Artık yurda dönme vakti :) 

Bayrağımızı görünce ürperiveriyor içim. Özlemişim sanki... Huzur , güven... Adını siz koyun. O an gurbetçilerimizin ne hissettiğini minicik bir parça da olsa hissediyorum yüreğimde.

Ohh diyorum sınırı geçince...
Ohh bee :)

Karadeniz Gezisi 14. gün : ARTVİN BORÇKA- ERZURUM TORTUM