29 Temmuz 2011 Cuma

İstanbul - Karaburun gezim

İstanbul'a yeni atanmış bir öğretmen olarak gezi defterime Arnavutköy'e bağlı Karaburun beldesiyle başlamak istiyorum.


Nasıl gidilir?


İstanbul'un Avrupa yakasından özel araçla yola çıkacaksanız (ki bence öyle yapın) Taksim'den çıkıp TEM oto yolundan otogara doğru giderken sağ şeride yaklaşıp ana yoldan ayrılarak yükselen rampa yoldan Habibler- Sultangazi yönüne devam edebilirsiniz. Habipleri geçtikten sonra Arnavutköy ilçesine vardığınızda tabelalar Durusu-Terkos-Karaburun yönünü gösterecektir.





İlk geldiğimde açıkçası hayal kırıklığına uğradığımı söyleyebilirim.Doğma büyüme İzmirli olduğumdan zeytin dallarıyla süslü sahil şeritlerini izlerken ellerinde lirleriyle mitolojik perilerin bana eşlik ettiklerini düşünürdüm gün batımlarında...Karadeniz'e ilk kez Karaburun'dan baktım.Güzel değil mi? Tabii ki çok güzel.Ama sılamı aradı bir anda gözlerim sanırım.
Uçsuz bucaksız Karadeniz çırpınmadan beni seyretti.Ben de bütün gün onun gözlerine baktım.bu denizin gerçekten çift karakterli olduğuna kanaat getirdim  :)  Ben geldiğimde çok sakindi fakat kayalara açtığı oyuklar onun hırçınlaştığında neler yapabildiğini hissettirdi bana...


Denizinde boğulan çok olurmuş Karaburun'un.Kaderi Şile ve Kilyos'la aynı yani.Çok iyi bir yüzücünün bile kıyıdan çok fazla ayrılmaması gerekiyormuş.Zaten çok rüzgarlı bir bölge.Çevrede rüzgar enerjini elektrik enerjisine çeviren rüzgar gülleri mevcut.


Ben yazın da kışın da Karaburun'u görme fırsatı buldum.
Kış kareleri...







Yazın bir haftaiçi seminer çıkışı sıcaktan bunalınca Karaburun'da serinleme fırsatı bulduk.Ama restorant ve cafelerin birçoğu ne yazık ki kapalıydı.Artık sezon açılmadığı için mi yoksa haftasonuna denk geldiği için mi orasını bilemiyorum.Açık olan bir cafede ızgara köfte yedik.Tadı güzeldi.




Burada dünyanın en güçlü 3. feneri varmış ama ben onu göremedim.
Aşağıda pansiyon otel cafe ve yazlıkların görünümü...



Burada çırpınırdı Karadeniz ;)